İnternetteki
En Kapsamlı
Hadis Arama Motoru
Hadisler Ana Sayfasına Geri Dön

Tefsir Konulu Hadisler - Sayfa 23


848-)  Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Yahudilerden bir kısmı, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in bazı ashabına: "Peygamberiniz, cehennem bekçilerinin sayısını biliyor mu?" diye sordular. Onlar: "- Şimdilik bilmiyoruz, kendisinden soralım!" diye cevap verdiler. İçlerinden biri Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gelerek: "- Ey Muhammed! Bugün ashabına galebe çalındı" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): " Ne ile, nasıl galebe çaldılar?" diye sordu. "- Yahudiler, dedi, onlara: "Peygamberiniz cehennem bekçilerinin sayısını biliyor mu?" diye sordu. " Peki ne cevap verdiler?" "- Şimdilik bilmiyoruz, peygamberimizden soralım" dediler. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): " Bir kavme bilmediği şey sorulursa, onlar da: "Bilmiyoruz, peygamberimize soralım deseler bu onlara galebe çalmak mı sayılır hiç? Fakat Yahudiler peygamberlerine (olmayacak şey sormuşlar): "Bize açıktan açığa Allah'ı göster" demişlerdi. O Allah düşmanlarını bana getirin. Ben de onlara cennetin beyaz toprağından sorayım." dedi. Yahudiler geldiler ve: "- Ey Ebu'l-Kasım, cehennemin bekçileri kaç tanedir?" dediler. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) parmaklarıyla bir on, bir de dokuz göstererek "19" dedi. "- Evet!" dediler. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) da onlara: " Pekala cennetin toprağı nasıldır?" diye sordu. Bir ara sustular. Sonra: "- Ey Ebu'l-Kasım, bize sen söyle!" dediler. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "- Beyaz undan yapılmış ekmektir."

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Müddessir, (3324).

Konu:  Tefsir


849-)  Hz. Enes (radıyallahu anh), Müddessir suresinin 56. ayetinde geçen, "O kendisinden korkulmaya daha layık, bağışlamaya daha ehildir" ifadesini Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in şöyle tefsir ettiğini belirtir: "Cenàb-ı Hakk (burada) buyuruyor ki: "Ben korkulmaya layığım, kim benden korkarsa kendine bir başka ilah edinmesin, onu affetmeye de ben ehilim, (bir başkası affedemez)".

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Müddessir, (3325); İbnu Mace, Zühd 35, (4299).

Konu:  Tefsir


850-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), "Ey Muhammed! Cebrail sana Kur'an okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme (sadece dinle)" (Kıyamet 16) mealindeki ayet hakkında şu açıklamayı yaptı: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) vahiy geldiği zaman büyük bir şiddet (ve ağırlık) hissederdi. Bunun tesiriyle dudaklarını kımıldatırdı. Bunun üzerine şu ayet indi. (mealen): "(Ey Muhammed, Cebrail sana Kur'an okurken acele edip onunla beraber söyleme (sadece dinle). Onu toplamak ve okutmak bize aittir" (Kıyamet 16). İbnu Abbas devamla der ki: "Ayette geçen "onun toplanması" tabirinden murad "(yeni nazil olan) ayetin Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in kalbinde toplanması, yerleşmesi, sonra da Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) tarafından okunmasıdır." "Biz vahyi okuduğumuz zaman, sen onun kıraatine uy" (18. ayet) ayetinde de, "Dinle ve sus, sonra onu sana biz okuturuz" denmektedir. Bu vahiyden sonra, Cibril (aleyhisselam) vahiyle gelince, sadece dinlerdi. Cibril gidince yeni gelen vahyi, kendisine nasıl okunmuş ise, öylece okurdu."

Kaynak:  Buhari, Tefsir, Kıyamet 1, 2, Bed'ü'l-Vahy 4, Fedailu'l-Kur'àn 28, Tevhid 43; Müslim, Salat 147, (448); Tirmizi, Tefsir, Kıyamet, (3326); Nesai, Salat 37, (2,149,159).

Konu:  Tefsir


851-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), Mürselat suresinde geçen: "O (ateş), her biri sanki bir kasr (büyüklüğünde) kıvılcım atar" (32. ayet) mealindeki ayet hakkında şunu söyledi: "Biz kış için üç zira' boyunda veya daha küçük odun toplar, bunlara: "kasr" derdik. İbnu Abbas: Müteakiben gelen ayetinde geçen kelimesini de "Gemi halatlarıdır, (kuvvetli olmaları için) insanların belleri kalınlığına ulaşacak kadar kat kat edilmiş kalın halatlar" diye açıklamıştır.

Kaynak:  Buhari, Tefsir, Mürselat 2.

Konu:  Tefsir


852-)  İkrime (merhum), Amme suresinde geçen "(Müttakiler için)... dolu kadehler (vardır)"(34. ayet) ayetini "mütemadiyen dolu kalan" diye açıklamıştır.

Kaynak:  Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 26.

Konu:  Tefsir


853-)  Urve anlatıyor: "Hz. Aişe (radıyallahu anha) buyurdu ki: Abese ve Tevella suresi ama olan İbnu Ümm-i Mektum hakkında nazil oldu. Şöyle ki: Bir gün Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in yanına geldi ve: "Ey Allah'ın Resülü beni irşad et"diye talebde bulunmaya başladı. O sıra Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yanında müşriklerin büyüklerinden biri vardı. İbnu Ümm-i Mektum'a cevap vermedi, o ısrar edince ondan yüzünü çeviriyor, öbürüne yöneliyor ve: "(Tevhid üzerine) söylediklerimde bir beis görüyor musun?" diye soruyordu. Müşrik: "Hayır!" diye cevap vermişti. İşte sure bunun üzerine indi."

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Abese, (3328); Muvatta, Kur'an 4, (1, 203).

Konu:  Tefsir


854-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sizler kıyamet günü ayakkabısız, çıplak ve sünnetsiz olarak haşir meydanında toplanacaksınız. " Bu açıklama üzerine bir kadın sordu: "- (Bu durumda) birbirimizin avret yerlerini görmez miyiz?" Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (Abese suresinde geçen bir ayetle cevap verdi): " Ey kadın! "O gün herkesin kendine yeter derdi vardır" (37. ayet).

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Abese, (3329).

Konu:  Tefsir


855-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kıyameti gözüyle görür gibi olmaktan hoşlanan kimse (şu sureleri okusun): "İze'ş-Şemsü Küvviret'; "İze's-Semau'n-fetarat'; "İze's-Semau'n-Şakkat."

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Tekvir, (859).

Konu:  Tefsir


856-)  İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Çocukları diri olarak toprağa gömen de gömülen de ateştedir."

Kaynak:  Ebu Davud; Sünnet,18, (4717).

Konu:  Tefsir


857-)  Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Kul bir hata yaptığı zaman kalbinde siyah bir iz meydana gelir. Eğer kişi, o hatadan nefsini uzaklaştırır, af taleb eder ve tevbede bulunursa kalbi cilalanarak (leke silinir). Bilakis, aynı günahı işlemeye devam ederse, kalpteki leke artırılır. Hatta bir zaman gelir, kalbi tamamen kaplar. İşte bu durum Cenab-ı Hakk'ın: "Bilakis, onların irtikab edegeldikleri, kalplerini paslandırmıştır" (Mutaffifın 14) mealindeki ayette zikrettiği pasdır."

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Mutaffıfın (3331); İbnu Mace, Zühd 29, (4244).

Konu:  Tefsir


858-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), İnşikak suresinin 19. ayetinde geçen, "Bir tabakadan diğer tabakaya bineceksiniz" mealindeki, (ayetini biraz farklı okuyup): "Burada muhatap Peygamberiniz (aleyhissalatu vesselam)'dir, O'nun bir halden bir başka hale geçeceğini belirtmektedir" demiştir.

Kaynak:  Buhari, Tefsir, İza's-Semau'n-Şakkat (İnşikak) 2.

Konu:  Tefsir


859-)  Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: (Bürüc süresinin), "İçlerinde burçları bulunan semaya, vaadedilen güne, şahidlik edene ve şahidlik edilene andolsun.."ayetlerinde (1-3) geçen "vaadedilen gün" den maksad kıyamet günüdür; "şahidlik edilen gün"den maksad arefe günüdür; "şahidlik eden"den maksad da cuma günüdür." Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) devamla buyurdular ki: "Güneş, cumadan daha hayırlı bir gün üzerine ne doğdu ne de battı. Onda bir an vardır ki, hayır duası o ana rastlayan bir kulun duası, mutlaka kabul edilir, bir şerden sakınma (istiaze) talebinde bulunan kimse de mutlaka ondan sakındırılır."

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Bürüc, (3336).

Konu:  Tefsir


860-)  Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) mescidde iken huzuruna girdim. Bana: "- Ey Ebu Zerr mescide tahiyye (selam vermek) gerekir" buyurdu. Ben: "- Mescide verilecek selam nedir?" diye sorunca: " (Girince) kılacağın iki rek'at namazdır" dedi. Ben: "- Ey Allah'ın Resûlü, Hz. İbrahim ve Hz. Musa'nın suhuf1arında olanlardan herhangi bir şey size indirildi mi?" diye sordum, şu cevabı verdi: " Ey Ebu Zerr! (Evet, şu mealdeki ayetler indi deyip okudu:) "Şüphesiz iyi temizlenen ve Rabbinin adını zikredip de namaz kılan kimse umduğuna erişmiştir. Belki siz dünya hayatını (ahiretten) üstün tutarsınız. Halbuki ahiret daha hayırlı, daha süreklidir. Şüphesiz ki bunlar evvelki sahifelerde, İbrahim ile Müsa'nın sahifelerinde de vardır" (A'la,14-19). Ben tekrar sordum: "- Ey Allah'ın Resûlü, Hz. İbrahim ve Hz. Musa (aleyhimasselam)'nın suhuflarında ne vardı?" " Bunlarda, dedi, hep ibretli şeyler vardı. (mesela şöyle denmişti): "Ölümü görüp bildiği halde gamsız-kedersiz yaşayana şaşarım. Cehenneme kesinlikle inandığı halde gülene şaşarım. İçinde yaşayanlarla birlikte dünyanın devamlı değiştiğini görüp de ondan tatmin bulana şaşarım. Kadere inanıp da (haram-helal ayırımı yapmadan hırsla mal peşinde) yorulana şaşarım. Ahiret hesabına inanıp da o maksadla çalışmayana şaşarım."

Kaynak:  Rezin ilavesidir, ed-Dürrü'l-Mensürda (6, 341) daha uzun olarak kaydedilmiştir.

Konu:  Tefsir


861-)  İmran İbnu'l-Husayn (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a (Fecr suresinin baş tarafında geçen) "tek" ve "çift" tabiriyle ne kastedildiği sorulmuştu, şu cevabı verdi: "Bunlar namazlardır. (Bildiğiniz gibi) bazısı çifttir, bazısı da tektir."

Kaynak:  Tirnıizi, Tefsir, Fecr, (3339).

Konu:  Tefsir


862-)  Abdullah İbnu Zem'a (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben birgün Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı bir hutbe sırasında dinledim. (Şems suresinde zikri geçen) deveden ve onu boğazlayandan bahsediyordu. Aleyhissalatu vesselam Efendimiz şöyle demişlerdir: "(Ayette geçen) "En azgını ileri atıldı" yani: "Deveyi öldürmek üzere kaba, güçlü ve kavmi içinde Ebu Zem'a gibi desteği olan bir adam fırlayıp (deveyi öldürdü)." Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in (bu meseleyi bırakarak) kadınlarla ilgili şeylerden bahsetmeye başladığını işitim. Buyurdular ki: "Sizden biri hangi düşünceyle hanımını köle dövercesine dövmeye tevessül eder? Akşam olunca aynı yatakta beraber yatmayacaklar mı?" Ravi devamla der ki: "Sonra Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) cemaate yönelerek seslice yellenen kimseye gülenlere nasihatte bulundu ve: "Onun bu yaptığına niye gülüyorsunuz!" diyerek (gülmeyi yasakladı).

Kaynak:  Bûhari, Tefsir, Şems 1, Enbiya 17, Nikah 93, Edeb 43; Müslim, Cennet, (2855); Tirmizi, Tefsir, (3340).

Konu:  Tefsir


863-)  Cündeb İbnu Süfyan el-Beceli (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vessselam) hastalanmıştı, bir veya iki gece kalkamadı. Bir kadın gelerek: "- Ey Muhammed, ümid ederim ki, şeytanın seni terketmiştir, zira iki veya üç gecedir sana geldiğini görmedim" dedi. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu. (mealen): "Andolsun kuşluk vaktine, (insanların) sükûna vardığı dem geceye ki, (Habibim) Rabbin seni terketmedi, sana darılmadı da" (Duha 1-3).

Kaynak:  

Konu:  Tefsir


864-)  Bir rivayette şöyle gelmiştir: "Cibril (aleyhisselam) Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a vahiy getirmede gecikmişti. Müşrikler: "Muhammed'e artık veda edildi (ebediyyen terkedildi)" dediler. Bunun üzerine (Duha suresi) nazil oldu."

Kaynak:  Buhari, Tefsir, Duha 2, Teheccüd 4, Fedailu'l-Kur'an 1; Müslim, Cihad 114, (1797); Tirmizi, Tefsir, Duha, (3342).

Konu:  Tefsir


865-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) namaz kılarken Ebu Cehil gelip, hiddetle: "Ben seni bundan yasaklamadım mı? Ben seni bundan yasaklamadım mı? Ben seni bundan yasaklamadım mı?" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) namazdan çıkıp, Ebu Cehil'i (davranışı sebebiyle) sertce azarladı. Bunun üzerine Ebu Cehil: "Biliyorsun ki Mekke'de adamı en çok olan benim (bana baskın çıkmaya gücün yetmez)" dedi. Onun bu sözüne mukabil Cenab-ı Hakk şu ayeti inzal buyurdu: "Haydi meclisini çağırsın, biz de zebanileri çağırırız" (Alak 17-18.) İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) der ki: "Allah'a kasem olsun adamlarını çağırsaydı, herifi, Allah'ın zebanileri anında yakalayacaklardı."

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, İkra (Alak), (3346); Müslim, Sıfatu'l-Münafıkin 38 (2797).

Konu:  Tefsir


866-)  İmam Malik in Muvatta'da kaydına göre şu rivayet kendine ulaşmıştır: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e ümmetinin ömrü gösterilmiş. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), önceki ümmetlerin ömrüne nisbetle kısa olduğu için, amelde onların uzun ömürde işlediklerine yetişemezler diye bu ömrü kısa bulmuş. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi'ni vermiştir."

Kaynak:  Muvatta, İ'tikaf 15, (1, 321).

Konu:  Tefsir


867-)  İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a Kadir gecesi (Ramazan'ın neresinde?) diye sorulmuştu. "O, Ramazan'ın tamamında!" diye cevap verdi."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat, 324, ( 1387).

Konu:  Tefsir

<<İlk <Önceki 17 18 19 20 21 22 [23] 24 25 Sonraki> Son>>

İletişim