İnternetteki
En Kapsamlı
Hadis Arama Motoru
Hadisler Ana Sayfasına Geri Dön

Tefsir Konulu Hadisler - Sayfa 14


668-)  Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e şu ayetten sordum: "Yerin başka bir yerle, göklerin de başka göklerle değiştirildiği, her şeye üstün gelen tek Allah'ın huzuruna çıktıkları günde sakın, Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma..." (İbrahim, 47-48). Ve dedim ki: "Ey Allah'ın Resulü, o gün insanlar nerede olacaklar?" -"Sırat üzerinde" cevabını verdi.

Kaynak:  Müslim, Münafıkun 29, (2791); Tirmizi, Tefsir, İbrahim, (3120).

Konu:  Tefsir


669-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın arkasında çok güzel bir kadın namaz kılıyordu. Cemaatten bazıları onu görmemek için ön safa kaçıyor, (münafık ve cahil takımından) bazıları da en arka safa geliyor, rükuya vardığı zaman koltuğunun altından ona bakıyordu. Bu durum üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Andolsun, sizden öne geçenleri de biz biliriz, geri kalanları da biz biliriz" (Hicr, 24).

Kaynak:  Nesai, İmamet (2, 118); Tirmizi Tefsir, Hicr, (3122).

Konu:  Tefsir


670-)  Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Mü'minin ferasetinden kaçının, çünkü o Allahu Teala'nın nuruyla bakar" buyurup sonra şu ayeti okudular: "Elbette bunda fikr u firaseti olanlar için ibretler vardır" (Hicr, 75)

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Hicr, (3125).

Konu:  Tefsir


671-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) demiştir ki: "Andolsun ki sana Seb'u'l-Mesani'yi ve Kur'an-ı Azim'i verdik" (Hicr 87) ayetinde geçen es-Seb'u'l-Mesani, uzun sureler (tıvel)dir."

Kaynak:  Nesai, Salat 26, (2, 139).

Konu:  Tefsir


672-)  Yine İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), "Kur'an'ı parçalayanlara da..." (Hicr, 91) ayetini açıklamak üzere: "Onlar Ehl-i Kitap'tır, yani Yahidi ve Hıristiyanlar. Bunlar onu parçalara bölerek bazı kısımlarına inandılar, bazı kısımlarına inanmadılar" buyurmuştur.

Kaynak:  Buhari, Tefsir, Hicr 4, Menakibu'l-Ensar 52.

Konu:  Tefsir


673-)  Hz. Enes (radıyallahu anh), "Rablerine andolsun ki hepsini yaptıklarından sorumlu tutacağız" (Hicr, 92-93) ayeti ile ilgili olarak: "Onlar 'Lailahe illallah' demekten sorumlu olacaklar" demiştir.

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Hicr, (3126); Buhari, hadisi bab başlığı olarak kaydetmiştir.

Konu:  Tefsir


674-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), "Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkar edip, gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır, büyük azab da onlar içindir" (Nalh, 106) ayetindeki umumi hükümden şöyle bir istisna yaptı: "Rabbin, türlü eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, Allah uğrunda savaşan ve sabreden kimselerden yanadır. Rabbin şüphesiz bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder." (Nahl, 110). Burada kastedilen Abdullah İbnu Ebi Sarh'tır. Bu zat, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın vahiy katibi idi. Şeytan onu şaşırttı. Kafirlere katılmasına sebep oldu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Fetih günü, onun öldürülmesini emretti. Araya Hz. Osman girerek affını diledi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) da onu affetti."

Kaynak:  Nesai, Tahrimu'd-Dem 15, (7, 107).

Konu:  Tefsir


675-)  Übey İbnu Ka'b (radıyallahu anh) anlatıyor: "Uhud savaşında Ensar'dan altmış dört, Muhacirler'den de altı kişi şehid düştü (radıyallahu anhüm ecmain). Bu şehidlerden biri de Hz. Hamza (radıyallahu anh) idi. Bunların cesedlerinden bazı uzuvlarını kopararak hakaretlerde bulundular. Bunun üzerine Ensar: "Bir gün beze de böyle bir fırsat düşerse, bu hakaretin daha fazlasını yapacağız" dediler. Mekke'nin fethi günü olunca şu ayet indi: "Eğer ceza vermek isterseniz size yapılanın ayniyle mukabele edin. Sabrederseniz andolsun ki bu sabredenler için daha iyidir." (Nahl, 126). Bir adam: Bugünden sonra Kureyş yok! dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Dört kişiden başka kimseye dokunmayın" diye emretti."

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Nahl (3128).

Konu:  Tefsir


676-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), "...Sana gösterdiğimiz rüya ile ve Kur'an'da lanetlenmiş ağaçla sadece insanları denedik..." (İsra, 60) mealindeki ayette geçen "rüya" için şu açıklamayı yaptı: "Bu, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Miraç gecesinde Beytu'l-Makdis'e götürüldüğü zaman gözüyle görmesidir. "Kur'an'da lanetlenmiş ağaç" da zakkum ağacıdır."

Kaynak:  Buhari, Menakibu'l-Ensar 42, Tefsir, Benû İsrail 9, Kader 10; Tirmizi, Tefsir, Benû İsrail, (3133).

Konu:  Tefsir


677-)  İbnu Mes'ud (radıyallahu anh), "Bir şehri yok etmek istediğimiz zaman onun nimet ve refahtan şımarmış elebaşılarına (yola gelmelerini) emrederiz. Ama onlar orada iyice yoldan çıkarlar. Artık o şehir yok olmayı hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz" (İsra, 16) ayetindeki "Şımarmış elebaşılarına emrederiz" ifadesiyle ilgili olarak şunu söylemiştir: "Biz cahiliye devrinde, sayıca artan bir kabile için: "falanca kabile arttı" derdik."

Kaynak:  İbnu Mesud

Konu:  Tefsir


678-)  Yine İbnu Mes'ud (radıyallahu anh), "Onların taptıkları da Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar" (İsra, 57) ayeti hakkında şu açıklamayı yaptı: "İnsanlardan bir grup, cinlerden bir gruba tapıyorlardı. Bu cinniler Müslüman oldular. İnsanlar hala bunlara tapmaya devam ettiler. Bunun üzerine ayet nazil oldu."

Kaynak:  Buhari, Tefsir, Benû İsrail 7, 8; Müslim, Tefsir 28, (3030).

Konu:  Tefsir


679-)  Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), "Bir gün bütün insanları önderleriyle beraber çağırırız" (İsra, 71) mealindeki ayetle ilgili olarak şunu söyledi: "Onlardan biri çağırılır. (Amellerinin yazıldığı) kitap sağ eline verilir. Vücudu altmış zira' genişletilir, yüzü beyazlaştırılır. Başına pırıl pırıl yanan inciden bir taç geçirilir. Bu haliyle arkadaşlarının yanına döner. Arkadaşları onu uzaktan görünce: "Ey Rabbimiz bunu bize de ver ve onu hakkımızda mübarek kıl" derler. O, yanlarına gelir ve onlara: "Müjde sizlere! Herbirinize bunun bir misli var" der. Kafire gelince, onun suratı kararır. Onun da vücudu, altmış zira' genişletilir. Ona da bir taç giydirilir. Arkadaşları onu görünce: "Bunun şerrinden Allah'a sığınırız, Ey Rabbimiz onu bize verme" derler. Bu da arkadaşlarının yanına gelir. Onlar: "Ey Rabbimiz, onu zelil et" derler. O da: "Allah sizi rahmetinden uzak tuttu, sizden herkese bunun bir misli verilmiştir" der."

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Benû İsrail, (3135).

Konu:  Tefsir


680-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma), "Güneşin kayması (dülûku'ş-şems) anından gecenin kararmasına kadar güzelce namaz kıl" (İsra, 78) ayetinde geçen dülûku'ş-şems'ten maksad, "güneşin meyli" derdi.

Kaynak:  Muvatta, Vukûtu's-Salat 19, (1, 11).

Konu:  Tefsir


681-)  Yine Muvatta'da İbnu Abbas (radıyallahu anh)'tan geldiğine göre, İbnu Abbas, dülûku'ş-şems tabirini: "İza fae'l-fey'u" diye açıklardı. (Bu da gölgenin batı cihetinden çekilip doğuya meyletmesidir. Bu da tam zeval dediğimiz öğle vaktini ifade eder. Güneş gökte tam tepededir ve artık batı cihetine meyletmektedir.) Ayetin devamında gelen "ğasaku'l-leyl" tabirini de, "gece ile gece karanlığının birleşmesi" diye açıklardı.

Kaynak:  Muvatta, Vukûtu's-Salat 20, (1, 11).

Konu:  Tefsir


682-)  Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'nin rivayetine göre, "...Sabah namazı şahidlidir" (İsra, 78) ayeti hakkında Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şu açıklamayı yapmıştır: "Onda gece melekleri de gündüz melekleri de, hazır bulunurlar"

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Benû İsrail, (3136). Tirmizi hadisin sahih olduğunu söylemiştir.

Konu:  Tefsir


683-)  Yine Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a: "...Ümid edebilirsin, Rabbin seni bir Makam-ı Mahmud'a gönderecektir." (İsra 79) ayetinde zikredilen "Makam-ı Mahmud"dan sual edildi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Bu şefaat'tir" diye cevap verdi."

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, İsra, (3136).

Konu:  Tefsir


684-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İnsanlar kıyamet günü cemaatler halinde olacaklar. Her ümmet kendi peygamberini takip edip: "Ey falan! bize şefaat et, ey falan bize şefaat et! diyecekler. Sonunda şefaat etme işi bana kalacak. İşte Makam-ı Mahmud budur."

Kaynak:  Buhari, Tefsir, Benû İsrail, 11, Zekat 52.

Konu:  Tefsir


685-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) hicretle emredildiği zaman kendisine şu ayet indi: "De ki: "Rabbim, beni dahil edeceğin yere (Medine'ye) hoşnudluk ve esenlikle dahil et; çıkaracağın yerden de (Mekke'den) hoşnudluk ve esenlikle çıkar. Katından beni destekleyecek bir kuvvet ver" (İsra, 80).

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Benû İsrail, (3138).

Konu:  Tefsir


686-)  İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Yahudilerden bir gruba uğradı. Onlardan bazısı: "Muhammed'e ruh hakkında sorun" dedi; bazısı da: "Sakın sormayın, hoşunuza gitmeyecek şeyler işitirsiniz" diye aralarında konuştular. Sonunda kalkıp: "Ey Ebu'l-Kasım bize ruh'tan anlat, (ruh nedir?)" dediler. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir müddet sessiz durdu. Ben anladım ki kendisine vahiy inmektedir. Sonra okudu: "Sana ruhtan sorarlar; de ki, ruh Allah'ın emrinden ibarettir. Size onun hakkında az bir ilim verilmiştir" (İsra, 85) Bir rivayette: "Onun hakkında az bir ilim verilmiştir" denmektedir. A'meş: "Bizim kıraatımızda böyledir" demiştir.

Kaynak:  Buhari, İlm 47, Tefsir, Benû İsrail 13, İ'tisam 3, Tevhid 28, 29; Müslim, Münafıkûn 32, (2794); Tirmizi, Tefsir (3140).

Konu:  Tefsir


687-)  Hz. İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'tan gelen, Tirmizi'nin bir diğer rivayeti şöyledir: "...Yahudiler: "Bize çok ilim verildi, bize Tevrat verildi. Kime Tevrat verilmişse ona çok ilim verilmiş demektir" dediler. Bunun üzerine şu ayet indi: "De ki Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını da katsak, Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi" (Kehf, 109).

Kaynak:  Tirmizi, Tefsir, Benû İsrail, (3139).

Konu:  Tefsir

<<İlk <Önceki 10 11 12 13 [14] 15 16 17 18 Sonraki> Son>>

İletişim