İnternetteki
En Kapsamlı
Hadis Arama Motoru
Hadisler Ana Sayfasına Geri Dön

Hudud Konulu Hadisler - Sayfa 3


1597-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) üç dirhem kıymetindeki bir kalkanı çalan hırsızın elini kesti."

Kaynak:  Buhari, Hudud 13, Müslim, Hudud 6, (1684); Muvatta, Hudud 24, (2, 832); Tirmizi, Hudud 16, (1445); Ebu Davud, Hudud 11, (4484); Nesai, Sarik 9, (8,77-82).

Konu:  Hudud


1598-)  Hz. Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: "Allah, bir yumurta çalıp da eli kesilen, bir ip çalıp da eli kesilen hırsıza lanet etsin." A'meş der ki: "Buradaki yumurtadan maksadın demir topağı olduğu, bazı iplerin de üç ve daha fazla dirhem ettiği kanaatinde idiler."

Kaynak:  Buhari, Hudud 13, 7; Müslim, Hudud ?, (1687); Nesai, Sarik 1, (7, 65).

Konu:  Hudud


1599-)  Ümeyye el-Mahzûmi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir hırsız getirildi. Suçunu itiraf etmişti. Ancak çaldığı eşya beraberinde bulunmadı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), (hadden kurtarmak maksadıyla): "Senin çaldığını zannetmiyorum"dedi. Hırsız: "Hayır çaldım" diye te'yid etti. (Resûlullah) sözlerini aynı şekilde iki veya üç kere tekrar etti. Sonunda, elinin kesilmesini emretti ve kesildi. Sonra hırsız Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a getirildi. Efendimiz: " Allah tevbe ve istiğfarda bulun!" diye nasihat etti. Adamcağız: "- Allah'a tevbe ediyor, O'ndan mağfiret diliyorum" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) da: " Allahım, onu mağfiret et!"diyerek üç kere duada bulundu."

Kaynak:  Ebû Davud, Hudud 8, (4380); Nesai, Sarik 3, (8, 67).

Konu:  Hudud


1600-)  Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Hırsızlık yapan Mahzumlu kadının durumu Kureyşlileri fazlasıyla üzdü. "- Bu kadın hakkında Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) nezdinde kim müessir bir şefaatte bulunabilir?" diye adam aradılar. "- Bu işe, sadece Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın çok sevdiği Üsame İbnu Zeyd (radıyallahu anhüma) cür'et edebilir" dediler. Üsame (huzura çıkarak), Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a şefaat talebinde bulundu. Efendimiz: "Allah'ın hududundan bir hadd hususunda şefaat mi taleb ediyorsun?" diye çıkıştı. Sonra kalkıp cemaate şu hitabede bulundu: " Sizden öncekileri helak eden şey şudur: İçlerinden şerefli birisi hırsızlık yaptı mı onu terkedip (ceza vermezlerdi). Aralarında kimsesiz zayıf birisi hırsızlık yapınca derhal ona hadd tatbik ederlerdi. Allah'a yemin olsun! Muhammed'in kızı Fatıma hırsızlık yapmış olsa mutlaka onun da elini keserdim." Ebu Davud ve Nesai'nin, İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'den kaydettikleri bir rivayette şöyle denmiştir: "Mahzum kabilesinden bir kadın, mal istiare ederdi." Nesai'de şu ziyade mevcuttur: "Mahzumlu kadın (tanınmış komşularının) diliyle bazı malları ariyet olarak almıştı."

Kaynak:  Buhari, Hudud 11, 12, 14, Şehadat 8, Enbiya 50, Fedailu'1-Ashab 18, Megazi 52; Müslim, Hudud 8, 1688; Tirmizi, Hudud 9, (1430); Ebu Davud, Hudud 4, (4373, 4374); Nesai, Sarik 5, (8, 74, 75).

Konu:  Hudud


1601-)  Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a dalındaki meyveden sorulmuştu. Şu cevabı verdi: "- İhtiyaç sahibi olmak kaydıyla, eteğine almaksızın, sadece yiyene bir Şey gerekmez." Ebû Davud ve Nesai'de şu ziyade mevcuttur: "Kim ağaçtan beraberinde meyve götürürse, aldığının bedelini. iki katıyla borçlanır ve ayrıca ceza da çeker. Kim de kurutma yerine getirilmiş olan meyveden bir şeyler çalar ve bunun miktarı da bir kalkanın değerine ulaşırsa kolunun kesilmesi gerekir. Kim de bu miktardan az çalarsa aldığı miktarın iki misli borç öder ve ayrıca ceza çeker." Nesai'de şu ziyade vardır: "Meradan çalınan koyun için el kesilmez. Eğer bu hayvan ağılda idiyse kalkan değerinde olanı için el kesilir.

Kaynak:  Tirmizi, Büyû 54, (1289); Ebû Davud, Hudud 12, (4390); Nesai, Sarik 11-12, (8, 84-86).

Konu:  Hudud


1602-)  Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Hurma özü için, ağacın başındaki meyve için, dağda otlayan (ağıla girmemiş) koyun için, ihanet edilen emanet için, yağmalanılan için, kapıp kaçırılan için el kesilmez."

Kaynak:  Rezin ilavesidir.

Konu:  Hudud


1603-)  Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor "Resûlullah aleyhissalatu vesselam)'a bir hırsız getirilmişti. "-Öldürün onu!" diye emretti. Kendisine: "-Ey Allah'ın Resûlü, bu adam sadece çaldı" denildi. Bunun üzerine "-Öyleyse (elini) kesin!" dedi ve derhal eli kesildi. Sonra aynı adam ikinci sefer getirildi. Yine: "-Öldürün onu!" diye emretti. Kendisine: "-Ey Allah'ın Resûlü, bu adam hırsızlık yaptı" dendi. Bunun üzerine "-Öyleyse kesinl" dedi ve derhal (sol ayağı) kesildi. Sonra üçüncü sefer getirildi ve hırsızlık yaptığı söylendi. Hz. Peygamber: "-Öldürün onu!" diye emretti. Kendisine: "Ey Allah'ın Resûlü, bu adam hırsızlık yaptı" denildi. Bunun üzerine : "-(Sol elini) kesin!" diye emretti. Sonra aynı adamı dördüncü kere getirdiler. "-Öldürün onu !" buyurdu. Kendisine: "-Ey Allah'ın Resûlü, bu adam hırsızlık yaptı" dediler. Bunun üzerine "-(Sağ ayağını da) kesin!" diye emir buyurdu. Aynı adam beşinci sefer getiririldi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Öldürün onu" diye emretti. Hz. Cabir (radıyallahu anh) der ki: "Adamı götürüp öldürdük. Sonra sürüyerek götürüp bir kuyuya attık. Üzerini de taşla doldurduk."

Kaynak:  Ebû Davud, Hudud 20, (4410); Nesai, Sarik 15, (890, 91)

Konu:  Hudud


1604-)  Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûllah (aleyhissalatu vesselam): "Köle hırsızlık yaparsa, onu bir mangıra da olsa satın gitsin"' buyurdular."

Kaynak:  Ebû Davud, Hudud 22, (4412); Nesai, Sarik 16, (8,91).

Konu:  Hudud


1605-)  Ezher İbnu Abdillah el-Harazi anlatıyor: "(Yemenli) Kela' kabilesinden bir grubun malı çalındı. Bunlar, bir kısım dokumacıları itham ettiler. Dokumacıları alarak Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in ashabından olan Nu'man İbnu Beşir'e getirdiler. Nu'man onları bir kaç gün hapsetti, sonra salıverdi. (Şikayetçiler), Nu'man'a gelip: "Sen onları dayaksız, azarsız salıverdin, olur mu?" dediler. Nu'man onlara: "-Ne istiyorsunuz? Onları dövmemi istiyorsanız döverim. Malınız çıkarsa alırsınız. Ama dövdüğüm halde malınız çıkmazsa, onlara vurduğum kadar da size vururum" dedi. "-Yani hükmün bu mu?" dediler. Nu'man (radıyallahu anh): "-(Hayır bu benim değil), Allah ve Resûlü'nün (aleyhissalatu vesselam)ın hükmüdür"' cevabını verdi."

Kaynak:  Ebû Davud, Hudud 10, (4382); Nesai, Sarik 2, (8, 66).

Konu:  Hudud


1606-)  Hz. Ebû Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: "(Bir gün) Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) beni çağırarak; "-İnsanlara (kitleler halinde) ölüm gelip, ev, yani kabir köle mukabilinde temin edilince halin ne olacak ?" buyurdu. Ben: "-Allah ve Resûlü bilir- veya Allah ve Resûlü benim için neyi (uygun bulup) seçerlerse olur-" diye cevap verdim. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "-Sana sabır tavsiye ederim -veya sabret-" buyurdu." Hammad der ki: "Nebbaşın (yani mezarları açarak kefenleri çalanların) eli kesilmelidir" diye hükmedenler bu hadisle amel ettiler. Çünkü, nebbaş ölünün evine girmiş olmaktadır".

Kaynak:  Ebu Davud, Hudud 19 (4409).

Konu:  Hudud


1607-)  Abdurrahman İbnu Avf (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesslam) :"Hırsız, kendisine hadd tatbik edildi ise borçlandırılamaz" buyurdu".

Kaynak:  Nesai, Sarik 17 (8, 93).

Konu:  Hudud


1608-)  Üseyd İbnu Hudayr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle hükmetti: "Kişi çalınan malını, hırsızlık ittihamı yapılmayan kimsenin elinde görünce dilerse malını hırsıza ödemiş olduğu bedeli ona ödeyerek alır, dilerse, hırsızın peşine düşer". Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman (radıyallahu anhüm) böyle hükmettiler."

Kaynak:  Nesai, Büyu' 96 (7,313).

Konu:  Hudud


1609-)  Cünade İbnu Ümeyye'den rivayete göre, Büsr İbnu Ertat (radıyallahu anh) demiştir ki: "Resûlullah (aleyissalatu vesselam)'ı dinledim: "Seferde eller kesilmez" diyordu." Tirmizi deki rivayette "gazvede. . ." denmiştir.

Kaynak:  Tirmizi, Hudud 20, (1450), Ebû Davud, Hudud 18, (4408); Nesai, Sarik 16,(8,91).

Konu:  Hudud


1610-)  Şa'bi (rahimehullah) anlatıyor: "İki kişi, üçüncü bir şahsın hırsızlık yaptığına dair şahitlikte bulundular. Bunun üzerine Hz. Ali (radıyallahu anh) adamın kolunu kesti. Bu iki kişi gidip bir müddet sonra diğer bir adamı getirip: "Biz hata etmişiz, hırsızlığı yapan o değilmiş (bu imiş)" dediler. Hz. Ali (radıyallahu anh) bunların şahidliğini iptal ederek (getirdikleri bu şahıs aleyhinde kabul etmedi. Ayrıca) onlara, önceki adamın diyetini yükledi ve: "Bilsem ki siz bu işi bilerek yaptınız, kollarınızı keserdim" dedi".

Kaynak:  Buhari, Diyat 21 (Bab başlığında senetsiz olarak kaydedilmiştir).

Konu:  Hudud


1611-)  Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûllullah (aleyhissalatu vesselam), hamr için, hurma dalları ve nalınlarla hadd vurdu. Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh kırk darbe le hadd vurdu".

Kaynak:  Buhari, Hudud 2, 4; Müslim, Hudud 37, (1706); Tirmizi, Hudud 13, (1343); Ebû Davud, Hudud 26, (4479).

Konu:  Hudud


1612-)  Sevr İbnu Zeyd el-Dili anlatıyor: "Hz. Ömer (radıyallahu anh), hamr için uygulanması gereken haddin miktarı hususunda (Ashabla) istişarede bulundu. Hz. Ali (radıyallahu anh): "Seksen sopa vurulmasını uygun görüyorum" dedi. Çünkü kişi, içince sarhoş olur, sarhoş olunca hezeyana düşer (saçmalar), hezeyana düştü mü iftira atar. (İftiranın cezası ise 80 sopadır). Böylece Hz. Ömer (radıyallahu anh) içki içenler için haddi 80 sopa takdir etti."

Kaynak:  Muvatta, Eşribe 2, (2, 842).

Konu:  Hudud


1613-)  Abdurrahman İbnu Ezher (radıyallahu anh) anlatıyor: "Huneyn'de iken Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e Şarap için bir adam getirildi. Resûlullah (tahkiren) yüzüne toprak saçtı. Sonra Ashab'a emretti, ayakkabılarıyla ve ellerinde bulunan (deynek, çubuk vs) başka şeylerle adama "Yeter, çekin ellerinizi" deyinceye. kadar vurdular. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)ın vefatından sonra Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh) de içki içenlere kırk darbe vurdurdu. Arkadan Hz. Ömer (radıyallahu anh) de halifeliğinin başlangıcında kırk sopa vurdurmaya devam etti. Ancak, hilafetinin sonunda (insanlar azıp fısk artınca) seksen sopa vurdurdu. Hz. Osman (radıyallahu anh) ise iki kere hadd uyguladı: Birini kırk diğerini seksen yaptı. Hz. Osman'dan sonra Hz. Muaviye (radıyallahu anh) haddi seksende sabit kıldı."

Kaynak:  Ebû Davud, Hudud 37, (4487, 4488).

Konu:  Hudud


1614-)  Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "İçki haddi için, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kırk, Hz. Ebû Bekir kırk, Hz. Ömer (radıyallahu anhüma) seksen sopa vurdular. Hepsi de sünnettir. (Bu bana daha hoş geliyor)."

Kaynak:  Müslim, Hudud 38, (1702); Ebû Davud, Hudud 36, (4480, 4481).

Konu:  Hudud


1615-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim (ısrarla) içki içerse dördüncü sefere kadar kamçılayın, sonra (devam ederse) öldürün." Ebû Davud'un, Kabisa İbnu Züeyb (radıyallahu anh)'den yaptığı bir rivayette şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a Şarap içmiş bir adam getirildi. Hemen celde yapıldı, sonra tekrar getirildi, yine celde yapıldı, sonra tekrar getirildi, yine celde yapıldı, sonra tekrar getirildi yine celde yapıldı ve öldürme kaldırıldı. Artık, ölüm cezası bir ruhsat olarak kaldırılmıştı."

Kaynak:  Ebû Davud, Hudud 37, (4482); Tirmizi, Hudud 15, (1444).

Konu:  Hudud


1616-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) hamr hususunda kesin bir hadd takdir etmedi. Bir adam içmiş, sarhoş olmuştu. Caddede yalpa yaparken kendisine rastladı. Adamı hemen tutup Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a getirmek için harekete geçtiler. Adam, Abbas (radıyallahu anh)'ın evinin hizasına gelince boşanıp kaçtı ve Abbas'ın evine girerek ona iltica etti.Durum Resûlullah (aleyhisalatu vessalam)'a anlatılmıştı, güldü ve:"Yani o,bunları (kaçma, girme ve iltica) yaptı mı?" dedi. Hakkında her hangi bir emir vermedi."

Kaynak:  Ebu Davud, Hudud, 36, (4476).

Konu:  Hudud

<<İlk <Önceki 1 2 [3] 4 5 Sonraki> Son>>

İletişim