İnternetteki
En Kapsamlı
Hadis Arama Motoru
Hadisler Ana Sayfasına Geri Dön

Ebu Davud Hadisleri - Sayfa 23


1119-)  Nafi; İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'den anlatıyor: "İbnu Ömer'in bir kölesi kaçarak Rum diyarına geçti. Bilahare, Halid İbnu'l-Velid (radıyallahu anh) Rumlara galebe çaldı. (Esirler arasında, kaçan bu köle de vardı) Halid köleyi İbnu Ömer'e iade etti. Onun kaybolan bir atı vardı. (Askerler) onu da ele geçirdiler. Halid atı da İbnu Ömer'e iade etti" (Bu rivayetin lafzı Buhari'nin rivayetine uygundur.) Bir rivayette: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) zamanında kaçan bir at mevzubahistir." Muvatta'nın bir rivayetinde, düşman tarafından ganimet edildikten sonra ele geçirilen bir köle ve at mevzubahistir. Bunlar, taksimden önce eski sahibine iade edilebilirler. Ebu Davud, köleyi mevzubahis eder ve Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in taksime tabi tutmadan eski sahibine iade ettiğini belirtir.

Kaynak:  Buhari, Cihad 187; Muvatta, Cihad 17, (2, 452); Ebu Davud, Cihad 135, (2698, 2699); İbnu Mace, Cihad 15, (2748).

Konu:  Cihad


1121-)  Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a içerisinde boncuk bulunan bir dağarcık getirildi. Boncukları Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), hür ve cariye kadınlar arasında dağıttı." Hz. Aişe devamla der ki: "Babam da (boncuğu) hür köle ayırımı yapmadan kadınlara dağıtırdı."

Kaynak:  Ebu Davud, Harac 14, (1952).

Konu:  Cihad


1126-)  Ümmü Haram (radiyallahu anha) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Deniz tutması sebebiyle (gemide) kusan kimseye şehid sevabı verilir. Boğularak ölene de iki şehid sevabı vardır. "

Kaynak:  Ebu Davud, Cihad 10, (2493).

Konu:  Haraç


1127-)  Said İbnu Zeyd (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i dinledim şöyle buyurdular: "Kim malını müdafaa sırasında öldürülürse şehiddir. Kim kanını müdafaa sırasında öldürülürse şehiddir. Kim dinini müdafaa sırasında öldürülürse şehiddir. Kim ailesini müdafaa sırasında öldürülürse o da şehiddir."

Kaynak:  Tirmizi, Diyat 22, (1418,1421); Ebu Davud, Sunnet 32, (4772); Nesai, Tahrim 22, (7,115,116); İbnu Mace, Hudud 21, (2580).

Konu:  Haraç


1128-)  Ebu Sellam, sahabeden birinden rivayet etmektedir: "Cuheyne'den bir mahalle üzerine baskın yaptık. Müslümanlardan biri, (teke tek vuruşmak üzere) onlardan bir adam taleb etti. (Bir cengaver gelince) hemen kılıncıyla saldırıya geçti. Ancak hata yaptı ve kılıncı kendisine isabet etti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Ey Müslümanlar, kardeşinize (yardım edin)" diye bağırdı. Halk ona doğru koşuştu. Ama ölmüştü. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onu elbisesi ve kanı ile birlikte sardı, üzerine namaz kıldı ve defnetti. "Ey Allah'ın Resulü, bu şehid midir?" diye sordular. "Evet o şehiddir ve ben ona bu hususta şahidim" cevabını verdi."

Kaynak:  Ebu Davud, 40, (2539).

Konu:  Haraç


1132-)  Yine Ebu Ümame (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim haksız olduğu bir münakaşayı terkederse kendisine cennetin kenarında bir ev kurulur. Haklı olduğu bir münakaşayı terkedene de cennetin ortasında bir ev kurulur."

Kaynak:  Tirmizi, Birr 58, (1994); Ebu Davud, Edeb 8, (4800); İbnu Mace, Mukaddime 7, (51); Nesai, Edeb (6, 21).

Konu:  Cidal Mîra


1133-)  Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) hazretleri anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: "Kur'an hakkında münakaşa küfürdür"

Kaynak:  Ebu Davud, Sünnet 5, (4603).

Konu:  Cidal Mîra


1136-)  İbnu'l-Müseyyeb (rahimehullah) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ashabının (radıyallahu anhüm) arasında otururken, bir adam Hz. Ebu Bekir'e hakaretamiz sözler sarfederek cefa verdi. Ancak Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) adama karşı sükût etti. Adam ikinci sefer aynı şekilde hakaret ederek eziyet verdi. O yine sükût etti. Adam üçüncü sefer de eziyet verince Hz. Ebu Bekir (adama hak ettiği cevabı vererek) intikamını aldı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) hemen kalktı. Hz. Ebu Bekir: "Ey Allah'ın Resûlü, yoksa bana darıldınız mı?" diye sordu. "Hayır"dedi. "Ancak semadan bir melek inmiş, sana söylediklerini tekzib ediyordu. Sen intikamını alınca melek gitti, şeytan oturdu. Bir yere şeytan oturdu mu ben orada duramam. "

Kaynak:  Ebu Davud, Edeb, 49 (4896, 4897).

Konu:  Cidal Mîra


1143-)  Ümmü Seleme (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim, hacc veya umre için Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Haram'a (kadar) ihrama girerse, geçmiş ve gelecek bütün günahları affedilir veya cennet kendisine vazcib olur." -Ravi, Resûlullah'ın hangisini dediği hususunda şekke düştü "

Kaynak:  Ebu Davud, Menasik 9, (1741), İbnu Mace, Menasik 49, (3001-3002).

Konu:  Hac


1145-)  Ebu Bekr İbnu Abdirrahman anlatıyor: "Bir kadın Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek: "Ben haccetmek için hazırlık yapmıştım. Bana (bir mani) arız oldu ne yapayım?" "Ramazan'da umre yap, zira o ayda umre tıpkı hacc gibidir" buyurdu."

Kaynak:  Muvatta, Hacc 66, (1, 347); Ebu Davud, Hacc 79, Tirmizi, Hacc 95, (939); Nesai, Sıyam 6, (4,130); İbnu Mace, Hacc (Menasik) 45, (2991-2995).

Konu:  Hac


1151-)  İbrzu Abbas (radıyallahu anhüma) hazretleri anlatıyor: "Akra' İbnu'1-Habis (radıyallahu anh), Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a: "Hacc her sene midir, ömürde bir kere midir?" diye sordu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Bir keredir, fazla yapan nafile olarak yapmış olur!" diye cevap verdi."

Kaynak:  Ebu Davud, Hacc 1, (1721); Nesai, Hacc 1, (5,111); İbnu Mace, Menasik 2, (2886).

Konu:  Hac


1152-)  Yine İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "İslam'da hacc yapmamak (saruret) yoktur."

Kaynak:  Ebu Davud, Hacc 3, (1729).

Konu:  Hac


1153-)  Yine İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şu sözünü rivayet etmiştir: "Hacc yapmak isteyen acele davransın."

Kaynak:  Ebu Davud, Menasik 6, (1732).

Konu:  Hac


1162-)  İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Medineliler Zülhuleyfe'de, Şamlılar Cuhfe'de, Necidliler Karn'da ihrama girer, telbiyeye başlar."

Kaynak:  Buhari, Hacc 8, 5, 10, İlm 52, İ'tisam 16; Müslim, Hacc 1347, (1182); Muvatta, Hacc 22, (1,330); Tirmizi, Hacc 17, (831); Ebu Davud, Menasik 9, (1737); Nesai, Hacc 17,18, 21, (5,122-125).

Konu:  Hac


1165-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) demiştir ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), Medineliler için Zülhuleyfe'yi, Şamlılar için Cuhfe'yi, Necidliler için Karnu'l-Menazil'i Yemenliler için Yelemlem'i mikat yerleri olarak ta'yin etmiştir. Bu yerler, ora ahalileri ve oraya başka yerlerden hacc ve umre yapmak maksadıyla gelenler için mikat yerleridir. Bu söylenen mikat yerlerinin berisinde (yani mikatlarla Mekke arasında) bulunanlar için mikat, bulunduğu yerdir. Daha yakın yerde olanlar da böyledir. Nitekim Mekkeliler de Mekke'de ihrama girerler."

Kaynak:  Buharı, Hacc 7, 9, 11, 12, Cezau's-Sayd 18; Müslim, Hacc 11, (2181); Ebu Davud, Menasik 9, (1737); Nesai, Hac 20, 23, (5,123-125).

Konu:  Hac


1166-)  Bir rivayette şöyle denmiştir: "Kim (mikatlerin) berisinde ise, (niyeti) başlattığı yerde ihram giyer, öyle ki, Mekkeliler Mekke'de (ihrama girerler).

Kaynak:  Buhari, Hacc 7; Ebu Davud, Menasik 9, (1737).

Konu:  Hac


1169-)  Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Iraklılar için Zat-ı Irk'ı mikat kıldı."

Kaynak:  Ebu Davud, Menasik 9, (1739); Nesai, Hacc 22, (5,125).

Konu:  Hac


1170-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) demiştir ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Meşrikliler için Akik'i mikat kıldı."

Kaynak:  Ebu Davud, Menasik 9, (1740); Tirmizi, Hacc 17, (832).

Konu:  Hac


1171-)  İmam Malik: "Bana ulaştığına göre, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Ci'rane'de umre için ihrama girdi" demiştir.

Kaynak:  Muvatta, Hacc 27, (1, 331); Ebu Davud, Hacc 81, (1996); Tirmizi, Hacc 96, (935); Nesai, Hacc 104, (5, 199)

Konu:  Hac


1174-)  İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) muhrimin giyeceği şeylerden sorulmuştu, şu cevabı verdi: "Muhrim ne kamis (gömlek), ne sarık, ne bürnus. ne şalvar ne de vers veya zaferan bulaşmış bir giysi taşımaz. Ayağında da mest (ve benzeri ayakkabı) yoktur. Ancak nalın bulamazsa, mestlerin topuktan aşağı kısmını kesmelidir. " Buhari'de şu ziyade var: "İhramlı kadın yüzünü örtmez, eldiven de giymez."

Kaynak:  Buharı,Hacc 21, Cezau's-Sayd 13,15, İlm 53, Salat 9; Müslim, Hacc 1, (1177); Muvatta, Hacc 8, (1, 324-328); Tirmizi, Hacc 18, (833); Ebu Davud, Menasik 32, (1824, 1825,1826); Nesai, Hacc 28, (5,129).

Konu:  Hac

<<İlk <Önceki 19 20 21 22 [23] 24 25 26 27 Sonraki> Son>>

İletişim