İnternetteki
En Kapsamlı
Hadis Arama Motoru
Hadisler Ana Sayfasına Geri Dön

Ebu Davud Hadisleri - Sayfa 17


914-)  İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bana: " Kur'an'ı bana oku!" dedi. Ben (hayretle): "- Sana indirilmiş bulunan Kur'an'ı mı sana okuyayım?" diye sordum. Bana: " Evet, ben onu kendimden başkasından dinlemeyi seviyorum!" dedi. Ben de ona Nisa süresini okumaya başladım. Ne zaman ki, "Her ümmete her şahid getirdiğimiz ve ey Muhammed, seni de bunlara şahid getirdiğimiz vakit durumları nasıl olacak?" mealindeki ayete (41. ayet) geldim. " Dur!"dedi. Durdum ve dönüp Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a baktım. Bir de ne göreyim, iki gözünden de yaşlar akıyordu."

Kaynak:  Buhari, Fedailu'l-Kur'an 32, 33, 35; Müslim, Musafırin 247, (700); Tirmizi, Tefsir, Nisa, (3027, 3028); Ebu Davud, İlm 13, (3668).

Konu:  Kuran ve Sünnet


916-)  Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sizden kim Vettini ve'z-zeytüni süresini okuyup son ayeti olan: "Allah hakimlerin hakimi değil mi?" (8. ayet) ayetine gelince: "Evet, ben buna şehadet edenlerdenim" desin. Kim de La uksimu bi-yevmi'l-kıyame'yi okuyup son ayeti olan "(Bütün bunları yapan Allah) ölüleri tekrar diriltmeye kadir değil midir?" (Kıyamet 40) ayetini de okudu mu: "Rabbimizin izzetine andolsun evet!" desin. Kim de Mürselat süresini okuyup en sondaki, "Artık bundan sonra hangi söze inanacak onlar?" (50. ayet) ayetini de tamamladı mı: "Allahu Teala'ya inandık" desin."

Kaynak:  (Ebu Davud, Salat 154, (887); Tirmizi, Tefsir, Tin, (3344), Hadis; Ebu Davud'da tam olarak, Tirmizi'de, "Ben buna şehadet edenlerdenim"e kadar olan kısmı rivayet edilmiştir.

Konu:  Kuran ve Sünnet


917-)  Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sizden biri geceleyin kalkınca Kur'an diline dolaşıp ne dediğini anlamamaya başlayınca hemen yatsın."

Kaynak:  Müslim, Müsafırin 223, (787); Ebu Davud, Salat 308, (1311).

Konu:  Kuran ve Sünnet


920-)  Abdurrahman İbnu Abdi'l-Kari (rahimehullah) anlatıyor: "Ömer İbnu'l-Hattab (radıyallahu anh)'ın şöyle söylediğini işittim: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim geceleyin hizbini veya hizbinden bir kısmı okumadan uyursa bunu sabah namazı ile öğle namazı arasında tamamlasın. Bu takdirde, sanki gece (mütad vaktinde) okumuş gibi aynı Sevaba nail olur."

Kaynak:  Müslim, Müsafırin 142, (747); Muvatta, Kur'an 3, (1, 200); Tirmizi, Salat 20, (581); Ebu Davud, Salat 309, (1313).

Konu:  Kuran ve Sünnet


921-)  Ömer İbnu'l-Hattab (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hişam İbnu Hakim İbni Hizam'ı, Furkan süresini farklı şekillerde okurken dinledim. Resûlullah ( aleyhissalatu vesselam) bana bu şekillerden hiçbiriyle okumamıştı. Namazın içinde adamın üzerine atılacak oldum. Kendimi zorla zabtedip namazı bitirmesini bekledim. Selamı verir vermez ridasından tutup kendime doğru çektim ve: "Sana bu süreyi (böyle okumayı) kim öğretti?" diye sordum. Hişam: "Onu bana Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) öğretti!" demez mi! (Tepem attı): "- Yalan söylüyorsun, onu Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bana da öğretti, ama senin okuduğuna hiç benzemiyor!" dedim. Adamı derdest edip doğru Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a götürdüm. "- Ey Allah'ın Resûlü, dedim, bu adamı Furkan süresini, bana hiç okumadığın çok farklı şekillerde okuyor gördüm!" Resûlullah, sükünetle: " Hele yakasını sal!" diye emretti ve ona dönerek: " Ey Hişam oku bakalım!" dedi. Hişam, kendisinden işittiğim şekilde, süreyi yeniden okudu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bana yönelerek: " Evet, süre bu şekilde indirildi!" buyurdu. Sonra bana: " Ey Ömer, dedi. Sen de oku!" Aynı süreyi ben de, bana öğretmiş olduğu şekilde okudum. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şu açıklamayı yaptı: " Evet süre bu şekilde (de) nazil oldu. Biliniz ki, bu Kur'an yedi harf (şekil) üzere indirilmiştir. Bunlardan hangisi kolayınıza gelirse onunla okuyun."

Kaynak:  Buhari, Fedailu'l-Kur'an 5, 27, Husümat 4, Tevhid 53; Müslim, Müsafirin 270, (818); Ebu Davud, Salat 357, (1475); Tirmizi, Kıra'at 2, (2944); Nesai, Salat 37, (2, 150-152); Muvatta, Kur'an 5, (1,102).

Konu:  Kuran ve Sünnet


934-)  Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Zaman yaklaşınca, mü'minin rüyası, neredeyse yalan söylemeyecek. Esasen mü'minin rüyası, peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür." Buhari'nin rivayetinde şu ziyade var: "Peygamberlikten cüz olan şey yalan olamaz."

Kaynak:  Buhari, Ta'bir 26; Müslim, Rüya 8, (2263); Tirmizi, Rüya 1, (2271); Ebu Davud, Edeb 96, (5019).

Konu:  Rüya


935-)  Ebu Katade (radıyallahu anh)'nin anlattığına göre: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işitmiştir: "Rüya Allah'tandır. Hulm (sıkıntılı rüya) şeytandandır. Öyle ise, sizden biri, hoşuna gitmeyen kötü bir rüya (hulm) görecek olursa sol tarafına tükürsün ve ondan Allaha istiaze etsin (sığınsın). (Böyle yaparsa şeytan) kendisine asla zarar edemiyecektir."

Kaynak:  Buhari Tıbb 39, Bed'ü'l-Halk 11, Tà'bir 3, 4, 10,14, 46; Müslim, Rüya 5, (2262); Muvatta 1, (2, 957); Tirmizi, Rüya 4, (2288); Ebu Davud, Edeb 96, (5021).

Konu:  Rüya


937-)  Ebu Rezin el-Ukeyli Lakit İbnu Amir İbni Sabire (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Mü'minin rüyası, nübüvvetin kırk cüzünden bir cüzdür. Bu rüya, anlatılmadığı müddetçe bir kuşun ayağında (takılı vaziyette) durur. Anlatılacak olursa hemen düşer."

Kaynak:  Tirmizi, Rü'ya 6, (2279, 2280); Ebu Davud, Edeb 96, (5020).

Konu:  Rüya


940-)  Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle demişti: "Benden sonra, peygamberlikten sadece mübeşşirat (müjdeciler) kalacaktır!" Yanındakiler sordu: "- Mübeşşirat da nedir`?" " Salih rüyadırl" diye cevap verdi." Muvatta'nın rivayetinde şu ziyade var: "Salih rüyayı salih kişi görür veya ona gösterilir."

Kaynak:  Buhari, Tabir, 5; Muvatta, Rüya 3, (2, 957); Ebu Davud, Edeb 96,(5017).

Konu:  Rüya


944-)  Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in şöyle söylediğini işittim: "Ben bu gece, rü'yamda, kendimi Ukbe İbnu Rafi'in evinde imişim gördüm. Orada bana İbnu Tab denen cinsten taze hurma getirildi. Ben bu rüyayı şöyle te'vil ettim: "Yükselme dünyada bizimdir, ahirette de hayırlı akibet bizimdir, dinimiz de tamamlanmıştır."

Kaynak:  Müslim, Rü'ya 18, (2270); Ebu Davud, Edeb 96, (5026).

Konu:  Rüya


948-)  Ebu Bekre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir gün: " Sizden bir rüya gören var mı?" diye sual buyurdular. Cemaatten bir adam: "- Evet ben (şöyle bir rüya gördüm): Sanki gökten inmiş bir terazi vardı. Siz ve Ebu Bekir tartıldınız. Sen, Ebu Bekir'den ağır geldin. Ebu Bekir'le Ömer de tartıldılar. Ebu Bekir ağır geldi. Sonra Ömer'le Osman tartıldılar. Ömer ağır bastı. Sonra terazi kaldırıldı" dedi. (Adam sözünü bitirince) Resûlullah (aleyhissalatu vesselamın mübarek yüzlerinde memnuniyetsizlik gördük."

Kaynak:  Ebu Davud, Sünnet 9, (4634), Tirmizi, Rüya 10, (2288).

Konu:  Rüya


949-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Bir adam Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek şu rüyayı anlattı: "Bu gece rüyamda buluta benzer bir şey gördüm, ondan yağ ve bal yağıyordu. İnsanlar da ellerini açıp bu yağmurdan almaya çalışıyorlardı. Azıcık alan da vardı, çokça alabilen de. Derken arzdan semaya kadar uzanan bir ip gördüm. Siz o ipe yapışıp çıktınız. Sizden sonra birisi ona tutunup o da çıktı. Sonra bir diğeri yükseldi, sonra bir diğeri daha ipe tutundu, ama ip koptu. Ancak onun için ipi eklediler, o da yükseldi." Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) atılarak: "- Ey Allah'ın Resûlü, Annem babam sana kurban olsun, müsaade buyursanız ben yorayım!" dedi. Resûlullah da: " Pekala, yor!" dedi. Hz. Ebu Bekir şunları söyledi: "- O bulutumsu gölgelik, İslam bulutudur. Ondan yağan bal ve yağ Kur'andır. Kur'an'ın (bal gibi) halaveti ve (yağ gibi) yumuşaklığıdır. İnsanların bundan avuç avuç almaları Kur'an'dan kiminin çok, kiminin az miktarda istifadeleridir. Arzdan semaya inen ip ise, senin getirdiğin hakikattir. Sen buna yapışmışsın, Allah o sebeple seni yüceltecektir. Senden sonra bir adam daha ona yapışacak ve onunla yücelecek, ondan sonra biri daha ona yapışıp o da yücelecek. Ondan sonra biri daha yapışır, fakat ip kopar, ancak onun için ip ulanır o da yapışıp yükselir. Ey Allah'ın Rasûlü, annem babam sana feda olsun, doğru te'vil edip etmediğimi haber ver ! " Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şu cevabı verdi: " Bazı te'vilinde isabet ettin, bazı te'vilinde de hata ettin." "- Öyleyse, Allah'a kasem olsun, hatalarımı söyleyeceksin!" " Hayır, dedi, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yemin verme!"

Kaynak:  Buhari, Ta'bir 11, 47; Müslim, Rü'ya 17, (2269); Tirmizi, Rü'ya 10, (2294); Ebu Davud, Sünnet 9, (4632); İbnu Mace, Rü'ya 10, (3918).

Konu:  Rüya


954-)  Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: "Bir kimse, iflas edenin yanında malını aynen bulmuş ise, bu mala o, herkesten daha ziyade hak sahibidir."

Kaynak:  Buhari, İstikraz 14; Müslim, Müsakat 22, ( 559); Muvatta, Büyü 42, (2, 678); Tirmizi, Büyü 36, (1262); Ebu Davud, Büyü 76, (3519-3520, 3522); Nesai, Büyü 95, (7, 311); İbnu Mace, Ahkam 26, (2358, 2359).

Konu:  Diğer


955-)  Ebu Said el-Hudri (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) zamanında, bir adamın satın aldığı meyveyi afat vurdu. Bu yüzden adamın borcu arttı ve if1as etti. (Kendisine dava arzedilince) Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) halka: "Kardeşinize mal tasadduk (ederek yardım) edin" dedi. Bunun üzerine, halk ona tasaddukta bulundu, ama toplanan, borcunu ödemeye kafı gelmedi. Aleyhissalatu vesselam Efendimiz, bu sefer alacaklılara: "Bulduklarınızı alın, size bundan başka bir şey yok" buyurdu.

Kaynak:  Müslim, Müsakat 18, (1556); Tirmizi, Zekat 24, (655); Ebu Davud, Büyü' 60, (3469); Nesai, Büyu'30 (7, 265), 96, (7, 312); İbnu Mace, Ahkam 25, (2356).

Konu:  Diğer


956-)  Hz. Enes (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: "Sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin. Mutlaka bunu yapmak mecburiyetini hissederse, bari şöyle söylesin: "Rabbim, hakkımda hayat hayırlı ise yaşat, ölüm hayırlı ise Canımı al!"

Kaynak:  Buhari, Merda 19, Da'avat 30; Müslim, Zikr 10, (2680); Tirmizi, Cenaiz 3, (971); Ebu Davud, Cenaiz 13, (3108, 3109); Nesai, Cenaiz 1, (4, 3).

Konu:  Ölüm


959-)  Hz.Cabir (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Kim bir ihsana mazhar olursa, bulduğu takdirde karşılığını hemen versin, bulamazsa, verene senada bulunsun. Zira onu övmekle, teşekkürünü yerine getirmiş olur. Ketmeden (karşılık vermeyen) nankörlük etmiş olur" dedi. Tirmizi'nin rivayetinde şu ziyade var: ". . . Kim de kendisine verilmeyenle süslenirse iki yalan elbisesi giyen gibi olur."

Kaynak:  Tirmizi, Bir 86, (2035); Ebu Davud, Edeb 12, (4813, 4814).

Konu:  Diğer


960-)  Ebu Said (radıyalahu anh)'den gelen bir rivayette, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurmuştur: "Halka teşekkürde bulunmayan Allah'a da şükretmez."

Kaynak:  Tirmizi, Bir 35, 1955); Ebu Davud, Edeb 12, (4811).

Konu:  Diğer


961-)  Hz. Enes (radıyalahu anh) anlatıyor: "Muharcirler hicretle Medine'ye gelip (Ensar'ın yardımlarını gördükleri) vakit şöyle dediler: " Ey Allah 'ın Rasûlü ! Biz, çok maldan böylesine cömertce veren, az maldan da yardımı böylesine güzel yapan aralarına inmiş bulunduğumuz şu Medinelilerden başka bir kavmi hiç görmedik! Bize bedel işlerimizi yaptılar, hayatımızı düzene koymada yardımcı oldular. Biz (hicret ve ibadetlerimizle kazandığımız) sevapların hepsini onlar alacak diye korkuyoruz !" Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) onlara şu cevabı verdi: " Hayır! Onlar sizin dua ve teşekkürlerinizden hasıl olan sevabı alacaklar. "

Kaynak:  Tirmizi, Kıyamet 45, (2489); Ebu Davud, Edeb 12, (4812).

Konu:  Diğer


963-)  Fadale İbnu Ubeyd (radıyalahu anh) anlatıyor: "Her ölenin ameline son verilir, ancak Allah yolunda ölen murabıt müstesna. Çünkü onun ameli kıyamet gününe kadar artırılır. Ayrıca o, kabir azabına da uğratılmaz."

Kaynak:  Tirmizi, Fedailu'1-Cihad 2,(1621); Ebu Davud, Cihad 16, (2500).

Konu:  Cihad


966-)  Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "(Müslüman erkeklerden) kim, Allah yolunda, ila-yı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacib olur."

Kaynak:  Tirmizi, Fedailu'l-Cihad 21, (1657); Ebu Davud, Cihad 42, (2541); Nesai,Cihad 25, (6, 26); İbnu Mace, Cihad 15, (2792).

Konu:  Cihad

<<İlk <Önceki 13 14 15 16 [17] 18 19 20 21 Sonraki> Son>>

İletişim