İnternetteki
En Kapsamlı
Hadis Arama Motoru
Hadisler Ana Sayfasına Geri Dön

Ebu Davud Hadisleri - Sayfa 16


836-)  Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) balı ve tatlı şeyleri severdi. Ayrıca, ikindi namazlarını kıldıktan sonra (hergün) kadınlarını teker teker ziyaret eder, her birine yaklaşır (sohbette bulunurdu.) Bu ziyaretlerinin birinde Hz. Hafsa (radıyallahu anha)'nın yanına girmişti. Bu defa onun yanında, her zamanki kaldığı mutad müddetten fazla kaldı. Ben bunu kıskanarak sebebini (Resûlullah'ın diğer hanımlarından) sordum. Bana: "Yakınlarından bir kadın Hafsa'ya bir okka (Taif) balı hediye etti, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a ondan şerbet yapıp ikram etmiş olmalı, (o da şerbet hatırına sohbetini biraz uzatmıştır)" dediler. Ben: "- Öyleyse, kasem olsun biz de ona mutlaka bir hile kurmalıyız!" dedim. Sevde (radıyallahu anha)'ye: "- (Hafsa'dan sonra sıra senin) O girince sana yaklaşacak. Sana yaklaşınca O'na: "Ey Allah'ın Resûlü! Sen megafıh mi yedin?" diyeceksin. (Ben biliyorum ki, o sana:) "Hayır!"diyecek. O zaman sen de: "Öyleyse senden burnuma gelen bu koku da ne?" diyeceksin." Bir rivayette Hz. Aişe şu açıklamayı yapar: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kendisinde kötü bir koku hissedilmesine tahammül edemez, buna çok üzülürdü (Bu sebeple gerçeği. itiraf ederek) muhakkak "Hafsa bana bal şerbeti ikram etti" diyecek. O zaman sen kendisine "Demek ki arı, balını urfut ağacından almış" diyeceksin. (Senden sonra bana uğradığı zaman) ben de böyle hareket edip aynı şeyleri söyleyeceğim. Ey Safıyye, sana uğradığı zaman sen de aynı şeyleri söyle! dedim." Hz. Aişe anlatmaya devam etti: "Sevde (bilahere bana) dedi ki: "Kendinden başka ilah bulunmayan Allah'a kasem olsun, bana tenbih ettiğin şeyleri, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kapıdan görünür görünmez, senden korktuğum için (unutmadan) hemen söylemek istedim." Ne ise, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kendisine yaklaşınca Sevde: "Ey Allah'ın Resûlü meğafır mi yediniz?" der: "Hayır!" cevabını alır. Bunun üzerine aralarında şu konuşma geçer: "- Öyleyse bu koku da ne?" " Hafsa bana bal şerbeti ikram etti. " "- Demek ki arı urfut yemiş." Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatmaya devam ediyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bana uğrayınca ben de aynı şeyleri söyledim. Keza, Safıyye (radıyallahu anha)'ye uğrayınca o da aynı şeyleri söyledi. Müteakiben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Hafsa (radıyallahu anha)'nın yanına girince: "- Ey Allah'ın Resûlü sana o şerbetten ikram edeyim mi?" diye sorar. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "- Hayır, ihtiyacım yok!" cevabını verir. (Bu durumu işittiği zaman) Sevde (radıyallahu anha): "- Allah'a kasem olsun balı ona haram ettik!" dedi. Ben kendisine: "- Sus, (sesini çıkarma)" dedim."

Kaynak:  Buhari, Talak 8, Nikah 103, Et'ime 32, Eşribe 10, 15, Tıb 4, Hiyel 5; Müslim, Talak 20, (1474); Ebu Davud, Eşribe 11, (3715); Nesai, Talak 16, (6,151,152).

Konu:  Tefsir


839-)  Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kur'an-ı Kerim'de otuz ayetlik (şanı yüce) bir süre vardır. Bu süre (kendisini okuyan) kimseye (kıyamet günü) şefaat eder ve Allah'ın onu affetmesini sağlar. Bu süre Tebarekellezi bi-Yedihi'l-Mülk'dür." Ebu Davud'daki rivayette: "(Okumak suretiyle) arkadaşlığını kazanan kimseye sûre şefaat eder" denilmiştir.

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 327, (1400) (veya Ramazan 10); Tirmizi Sevabu'l-Kur'an 9, (2893).

Konu:  Tefsir


845-)  İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) Müzzemmil suresinde geçen: "Ey (esvabına) bürünen (habibim), gecenin birazı hariç olmak üzere kalk, yarısı miktarınca, yahud ondan birazını eksilt. Yahut (o yarının) üzerine (ilave edip) artır. Kur'an'ı da açık açık tane tane oku..." (Müzzemmil 1- 4) ayetleri hakkında şu açıklamayı yaptı: Bu ayeti, aynı surede yer alan: "...O, buna sizin takat getiremiyeceğ'inizi bildiğ'i için size karşı (ruhsat canibine) döndü. Artık Kur'an'dan kolay geleni okuyun..."(Müzzemmil 20) müteakip bir ayet neshetti." İbnu Abbas (radıyallahu anh) devamla, surede geçen: "Şüphesiz gece kalkışı daha te'sirli ve o zaman okumak daha elverişlidir" (6. ayet) mealindeki ayette geçen, "gece kalkışı"ndan murad, gecenin evvelidir. Böylece mana şu oluyor: "Gecenin evvelinde kalkmak, gece namazı olarak Allah'ın size farz kıldığı ibadeti yerine getirmenize daha elverişlidir." Bunun sebebi şudur: İnsan bir kere uyudu mu, ne zaman uyanacağını bilemez. "Şüphesiz gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir" ayetinde geçen "okumak daha elverişlidir"den maksada gelince "Kur'an'ı anlamak, Kur'an'da fıkıh sahibi olmak" demektir. İbnu Abbas, "Gündüzleyin seni uzun uzun alıkoyacak işler var" (7. ayet) mealindeki ayeti de, "Kur'an okumaktan çokca uzak kalmak" şeklinde anlamıştır.

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 306, (1304).

Konu:  Tefsir


846-)  Bir başka rivayette şöyle denir: Müzzemmil suresinin baş tarafı indiği zaman mü'minler, Ramazan ayındaki kalkışları gibi geceleri kalkarlardı. Bu hal surenin (ruhsat getiren) son kısmı nazil oluncaya kadar devam etti."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 206, (1305); (Ebu Davud'un bazı tanzimlerinde bu hadisler Kıyamu'l-Leyl başlığı altında kaydedilmiştir.)

Konu:  Tefsir


856-)  İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Çocukları diri olarak toprağa gömen de gömülen de ateştedir."

Kaynak:  Ebu Davud; Sünnet,18, (4717).

Konu:  Tefsir


867-)  İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a Kadir gecesi (Ramazan'ın neresinde?) diye sorulmuştu. "O, Ramazan'ın tamamında!" diye cevap verdi."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat, 324, ( 1387).

Konu:  Tefsir


870-)  Ebû Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kadir gecesi bana (bugün rüyamda) gösterildi, (şu anda hangisi olduğunu unuttum). O gecenin sabahında kendimi su ve toprak içinde secde eder buldum." Derken hava bozdu, yağmur başladı. Zaten mescid çardak şeklindeydi (üstü ağaç dallarıyla örtülü idi). Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın burnu (alnı) üzerinde ve burun yumuşaklarında su ve toprak bulaşığını gördüm. O gün Ramazan'ın yirmi birinci sabahıydı."

Kaynak:  Buhari, Leyletü'l-Kadr 1, 13; Müslim, Sıyam 215, (1165); Ebu Davud, Salat 320, (1382-1383) Veya Ramazan 3; İbnu Mace Savm, 56, (1766); Muvatta, İ'tikaf 9 (1, 319).

Konu:  Tefsir


875-)  Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Bir adam Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek, "Bana cami (özlü) bir sure öğret" talebinde bulundu. Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam) de ona İza Zülzilet suresini öğretti. (Tà'lim işi bitince) adam şunu söyledi: "- Seni hakla gönderen Zat'a yemin olsun (buradaki ameller bana yeter), buna asla başka bir (amel) ilave etmeyeceğim." Adam ayrılır ayrılmaz Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Adamcağız kurtuldu!" dedi ve bu sözü iki kere tekrar etti."

Kaynak:  Ebu Davud, Ramazan 9, Salat 326, (1399).

Konu:  Tefsir


881-)  İbnu Mes'ûd (radıyallahu anh) demiştir ki: "Biz, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) zamanında tencere, kova gibi eşyaları ariyeten vermeyi (Maun suresinde zikri geçen) yardım (maun) addederdik."

Kaynak:  Ebu Davud, Zekat 32, (1657).

Konu:  Tefsir


882-)  Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir gün mescidde iken hafıf bir uyku kestirmesi yaptı, sonra gülerek başını kaldırdı. Kendisine: "Ey Allah'ın Resülü, niçin gülüyorsunuz?" diye sorulunca: " Bana az önce şu süre nazil oldu" deyip besmele çekti, sonuna kadar Kevser süresini okudu: "Bismillahirrahmanirrahim, Ey Muhammed! Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir. Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir" (Kevser 1-3). Resûlullah kıraatı tamamlayınca sordu: "Kevser'in ne olduğunu biliyor musunuz?" Biz: "- Allah ve Resûlü bilir" dedik. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) açıkladı: "Bu bir nehirdir. Rabbim onu bana vadetmiştir. O nehir üzerinde pek çok hayırlar var. Bu bir havuzdur da. Kıyamet günü ümmetim onun başında (su içmek üzere) toplanacak. Bu havuzdaki maşrapalar gökteki yıldızlar kadar çoktur. Derken içlerinden bir kul çıkarılıp atılacak. Ben müdahale edip: "Ey Rabbim (onu niye atıyorsun) o benim ümmetimdendir?" diyeceğim. Ancak Cenab-ı Hakk: "Bunlar senden sonra ne bid'atler işlediler senin haberin yok" diyecek."

Kaynak:  Buhari, Tefsir, İnna a'taynake'l-kevser 1, Rikak 53, Müslim, Salat 53, (400); Tirmizi,Tefsir, Kevser (3357), Ebu Davud, Sünnet 26, (4747, 4748); Nesai, Salat 21, (2,133,134).

Konu:  Tefsir


886-)  Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (bir gün) ashabına: "Sizden biri bir gecede Kur'an-ı Kerim'in üçtebirini okumaktan aciz midir?" diye sordu. " Buna hangimiz güç yetirebilir?" dediler. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): " Allahu Ahad, Allahu's-Samed (İhlas süresi) Kur'an'ın üçtebiridir" buyurdu.

Kaynak:  Buhari, Fedailu'l-Kur'an 13, Tevhid 1; Müslim, Müsafırin 259, (811); Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 11, (2898); Nesai, İftihah 69, (2,171); Muvatta, Kur'an 17, 19 (1, 208); Ebu Davud, Vitr 18, Salat 353, (1961); İbnu Mace, Edeb 52, (3787, 3788, 3789).

Konu:  Tefsir


894-)  Ukbe İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bu gece indirilen ayetler var ya, onlar gibisi hiç görülmemiştir: Kul eüzu bi-rabbi'l-felak ve Kul eüzu bi-rabbi'n-nas süreleri".

Kaynak:  Müslim, Misafırin 264, (814); Tirmizi, Sevabu'1-Kur'an 12, (2904), Tefsir, Muavvizateyn, (3364); Ebu Davud, Salat 354, (1462,1463); Nesai, İstiaze 1, (8, 251-254).

Konu:  Tefsir


903-)  Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Aramızda bedevi ve gayr-ı Arapların da bulunduğu bir cemaatte Kur'an okuyorduk. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yanımıza geldi. "Okuyun, dedi. Her okuyuş güzeldir. Öyle kimseler gelecek ki, onlar, Kur'an'ın kelime ve lafızlarını, ok yapılacak çubuğun düzlenmesi gibi düzleyecekler. Ondan elde edilecek ücreti ahirete bırakmayıp dünyada alacaklar."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 139, (830).

Konu:  Kuran ve Sünnet


904-)  Bera (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdu: "Kur'an-ı Kerim'i sesinizle güzelleştirin." Derim ki: Buhari, bu rivayeti Sahih'inin sonunda bab başlığında (tercümede) kaydetmiştir (Tevhid 52). "Kur'an'ın sesle tezyininden maksad, kıraat sırasında sesin yükseltilmesidir (Doğruyu Allah bilir).

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 355, (1468); Nesai,Salat 83, (2,179,180); İbnu Mace, İkamet 176, (1342).

Konu:  Kuran ve Sünnet


906-)  Ebû Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) mescidde i'tikaf'a girmişti. Cemaatin Kur'an'ı cehri olarak okuduklarını işitti. Perdeyi aralayıp şöyle seslendi: "Bilin ki, herkes Rabbine hususi şekilde münacaatta bulunuyor, bir birinizi (seslerinizle) rahatsız etmeyin. Biriniz okurken (veya namazda iken) diğerinin kıraatini bastırmasın."

Kaynak:  Ebu Davud, Salat 315, (1332).

Konu:  Kuran ve Sünnet


907-)  Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Bir gece bir adam kalkıp yüksek sesle Kur'an okudu. Sabah olunca, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "(Şu kimseye Allah rahmet buyursun) iskat etmiş olduğum bir ayeti bana hatırlatmış oldu" dedi."

Kaynak:  Buhari, Şehadat 11, Fedailu'l-Kur'an 26; Müslim, Müsafırin 225, (788); Ebu Davud, Salat 315, (1331).

Konu:  Kuran ve Sünnet


909-)  Abdullah İbnu Ebi Kays anlatıyor: "Hz. Aişe'ye, "Resûlullah'ın geceleyin kıraati nasıldı? gizli mi okurdu, sesli mi okurdu?" diye sordum. Bana: " Her iki şekilde de okurdu: Bazan gizli, bazan sesli!" diye cevap verdi. Ben: "Bu işte genişlik yapan Allah'a hamdolsun" dedim..

Kaynak:  Tirmizi, Salat 330, (449), Sevabu'l-Kur'an 23, (2925); Ebu Davud, Salat, 343, (1437); Nesai, Salatu'l-Leyl 23, (3, 224); Tirmizi hadise: "Hasen-sahih" demiştir.

Konu:  Kuran ve Sünnet


910-)  Katade (merhum) anlatıyor: "Hz. Enes (radıyallahu anh)'e Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in kıraatından sordum. Şu cevabı verdi: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) medleri (uzun heceleri) uzatırdı." Sonra örnek olarak Bismillahirrahmanirrahim'i okudu ve uzatılacak yerleri belirgin şekilde uzattı: Bismillaahi'yi uzattı, er-rahmaan'ı uzattı, er rahiim'i uzattı."

Kaynak:  Buhari, Fedaili'1-Kur'an 42, 29; Ebu Davud, Salat 355, (1465).

Konu:  Kuran ve Sünnet


911-)  Ümmü Seleme (radıyallahu anha)'den, "Onun Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in kıraatını açık bir şekilde harf harf tavsif ettiği rivayet edilmiştir."

Kaynak:  Tirmizi, Sevabu'I-Kur'an 23, (2924); Ebu Davud, Salat 335, (1456); Nesai, Salat 83, (2,181).

Konu:  Kuran ve Sünnet


912-)  Abdullah İbnu Muğaffel (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı devesinin üstünde Feth süresini okurken gördüm. Süreyi terci' üzere okuyordu."

Kaynak:  Buhari, Fedailu'l-Kur'an 24, 30, Meğazi 48, Tefsir, Feth 1, Tevhid 50; Müslim, Müsafirin 237, (794); Ebû Davud, Salat 355, (1467).

Konu:  Kuran ve Sünnet

<<İlk <Önceki 12 13 14 15 [16] 17 18 19 20 Sonraki> Son>>

İletişim